21. Yüzyılda Uluslararası İlişkiler Biyoterörizm ve Mikrobiyolojik Gelişmeler
21. yüzyılın güvenlik paradigması, geleneksel tehdit algılarının ötesinde, bilim ve teknolojinin kesişim noktalarında şekillenen yeni bir gerçeklikle yüzleşmektedir. Bu gerçekliğin en kritik boyutlarından biri, biyolojik bilginin ve tıbbi gelişmelerin, güvenlik ve uluslararası ilişkiler alanlarıyla olan derin etkileşimidir. Elinizdeki eser, işte bu hassas ve karmaşık kesişim noktasını aydınlatmayı hedefleyen özgün bir çalışmanın ürünüdür.
Doç. Dr. Özcan Deveci'nin hem bir tıp doktoru hem de uluslararası ilişkiler alanında akademik bir araştırmacı olarak sunduğu bu çalışma, biyoterörizm olgusunu iki disiplinin zengin perspektifinden ele alan nadir örneklerden biridir. Yazar, klinik deneyiminin verdiği derinlikle mikrobiyolojik etkenleri incelerken, uluslararası ilişkiler bilgisiyle bu etkenlerin küresel güvenlik mimarisindeki yerini analiz etmektedir. Bu çift yönlü bakış, eserin en güçlü tarafını oluşturmaktadır.
Çalışma, biyolojik silahların tarihsel gelişiminden günümüzdeki sofistike tehdit senaryolarına kadar geniş bir yelpazeyi ele almaktadır. Şarbon, veba, botulinum toksini gibi klasik biyolojik ajanların detaylı mikrobiyolojik ve klinik analizleri, COVID-19 pandemisinin de gösterdiği üzere günümüzde daha da kritik bir öneme sahiptir. Yazar, bu ajanların yalnızca tıbbi özelliklerini değil, aynı zamanda potansiyel silah olarak kullanımlarının jeopolitik sonuçlarını da titizlikle irdelemektedir.
Eserin özgün katkılarından biri, uluslararası hukuki çerçevenin kapsamlı bir şekilde ele alınmasıdır. 1972 Biyolojik Silahlar Sözleşmesi'nden günümüzün çok taraflı güvenlik mekanizmalarına kadar uzanan analiz, mevcut sistemin güçlü yanlarını olduğu kadar sınırlılıklarını da gözler önüne sermektedir. Özellikle devlet dışı aktörlerin ve gelişen teknolojilerin yarattığı yeni tehdit alanlarının tartışılması, çalışmaya güncel bir perspektif kazandırmaktadır.
Yapay zeka, sentetik biyoloji ve genom düzenleme teknolojilerinin biyoterörizm bağlamında ele alınması, eserin ileriye dönük vizyonunu yansıtmaktadır. Bu teknolojilerin hem savunma hem de saldırı amaçlı potansiyel kullanımlarının dengeli bir şekilde değerlendirilmesi, okuyucuya gelecekteki tehditlere karşı hazırlıklı olma konusunda değerli içgörüler sunmaktadır.
Mikrobiyolojik gelişmelerin güvenlik ve hazırlık kapasitesi üzerindeki etkilerinin incelenmesi, tezin pratik önemini artırmaktadır. Erken tespit sistemleri, hızlı tanı yöntemleri ve etkili müdahale stratejilerinin ele alınması, akademik bir çalışmanın ötesinde, politika yapıcılar ve sağlık profesyonelleri için de bir rehber niteliği taşımaktadır.
Bu eser, karmaşık bir konuyu hem bilimsel titizlik hem de anlaşılır bir üslupla sunmayı başarmaktadır. Doç. Dr. Deveci, tıp ve uluslararası ilişkiler arasındaki köprüyü güçlendirerek, interdisipliner çalışmaların önemine gösteren bir örnek ortaya koymuştur. Günümüzün küresel sağlık ve güvenlik sorunlarının ancak böyle bütüncül yaklaşımlarla ele alınabileceğini açıkça görülmektedir.
Umuyorum ki bu çalışma, biyogüvenlik ve biyoterörizm alanlarında çalışan araştırmacılar, politika yapıcılar, güvenlik uzmanları ve sağlık profesyonelleri için değerli bir kaynak olacak ve bu kritik alanda daha fazla interdisipliner çalışmaya ilham verecektir.
Dr. Dünya BAŞOL
- Açıklama
21. yüzyılın güvenlik paradigması, geleneksel tehdit algılarının ötesinde, bilim ve teknolojinin kesişim noktalarında şekillenen yeni bir gerçeklikle yüzleşmektedir. Bu gerçekliğin en kritik boyutlarından biri, biyolojik bilginin ve tıbbi gelişmelerin, güvenlik ve uluslararası ilişkiler alanlarıyla olan derin etkileşimidir. Elinizdeki eser, işte bu hassas ve karmaşık kesişim noktasını aydınlatmayı hedefleyen özgün bir çalışmanın ürünüdür.
Doç. Dr. Özcan Deveci'nin hem bir tıp doktoru hem de uluslararası ilişkiler alanında akademik bir araştırmacı olarak sunduğu bu çalışma, biyoterörizm olgusunu iki disiplinin zengin perspektifinden ele alan nadir örneklerden biridir. Yazar, klinik deneyiminin verdiği derinlikle mikrobiyolojik etkenleri incelerken, uluslararası ilişkiler bilgisiyle bu etkenlerin küresel güvenlik mimarisindeki yerini analiz etmektedir. Bu çift yönlü bakış, eserin en güçlü tarafını oluşturmaktadır.
Çalışma, biyolojik silahların tarihsel gelişiminden günümüzdeki sofistike tehdit senaryolarına kadar geniş bir yelpazeyi ele almaktadır. Şarbon, veba, botulinum toksini gibi klasik biyolojik ajanların detaylı mikrobiyolojik ve klinik analizleri, COVID-19 pandemisinin de gösterdiği üzere günümüzde daha da kritik bir öneme sahiptir. Yazar, bu ajanların yalnızca tıbbi özelliklerini değil, aynı zamanda potansiyel silah olarak kullanımlarının jeopolitik sonuçlarını da titizlikle irdelemektedir.
Eserin özgün katkılarından biri, uluslararası hukuki çerçevenin kapsamlı bir şekilde ele alınmasıdır. 1972 Biyolojik Silahlar Sözleşmesi'nden günümüzün çok taraflı güvenlik mekanizmalarına kadar uzanan analiz, mevcut sistemin güçlü yanlarını olduğu kadar sınırlılıklarını da gözler önüne sermektedir. Özellikle devlet dışı aktörlerin ve gelişen teknolojilerin yarattığı yeni tehdit alanlarının tartışılması, çalışmaya güncel bir perspektif kazandırmaktadır.
Yapay zeka, sentetik biyoloji ve genom düzenleme teknolojilerinin biyoterörizm bağlamında ele alınması, eserin ileriye dönük vizyonunu yansıtmaktadır. Bu teknolojilerin hem savunma hem de saldırı amaçlı potansiyel kullanımlarının dengeli bir şekilde değerlendirilmesi, okuyucuya gelecekteki tehditlere karşı hazırlıklı olma konusunda değerli içgörüler sunmaktadır.
Mikrobiyolojik gelişmelerin güvenlik ve hazırlık kapasitesi üzerindeki etkilerinin incelenmesi, tezin pratik önemini artırmaktadır. Erken tespit sistemleri, hızlı tanı yöntemleri ve etkili müdahale stratejilerinin ele alınması, akademik bir çalışmanın ötesinde, politika yapıcılar ve sağlık profesyonelleri için de bir rehber niteliği taşımaktadır.
Bu eser, karmaşık bir konuyu hem bilimsel titizlik hem de anlaşılır bir üslupla sunmayı başarmaktadır. Doç. Dr. Deveci, tıp ve uluslararası ilişkiler arasındaki köprüyü güçlendirerek, interdisipliner çalışmaların önemine gösteren bir örnek ortaya koymuştur. Günümüzün küresel sağlık ve güvenlik sorunlarının ancak böyle bütüncül yaklaşımlarla ele alınabileceğini açıkça görülmektedir.
Umuyorum ki bu çalışma, biyogüvenlik ve biyoterörizm alanlarında çalışan araştırmacılar, politika yapıcılar, güvenlik uzmanları ve sağlık profesyonelleri için değerli bir kaynak olacak ve bu kritik alanda daha fazla interdisipliner çalışmaya ilham verecektir.Dr. Dünya BAŞOL
Stok Kodu:9786255516992Boyut:16x24Sayfa Sayısı:123Basım Yeri:AnkaraBasım Tarihi:2025 Aralık
- Taksit Seçenekleri
- Axess KartlarTaksit SayısıTaksit tutarıGenel ToplamTek Çekim192,50192,50296,25192,50364,17192,50Ziraat BankkartTaksit SayısıTaksit tutarıGenel ToplamTek Çekim192,50192,50296,25192,50364,17192,50Maximum KartlarTaksit SayısıTaksit tutarıGenel ToplamTek Çekim192,50192,50296,25192,50364,17192,50Diğer KartlarTaksit SayısıTaksit tutarıGenel ToplamTek Çekim192,50192,502--3--
- Yorumlar
- Yorum yazBu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.



