Sepetim (0) Toplam: 0,00TL
%25
Hür Esir Yüz Yıllık Fırtına Barış Şengül

Hür Esir Yüz Yıllık Fırtına

Liste Fiyatı : 367,00TL
İndirimli Fiyat : 275,25TL
Kazancınız : 91,75TL
Taksitli fiyat : 3 x 91,75TL
Havale/EFT ile : 269,75TL
9786256043596
138221
Hür Esir Yüz Yıllık Fırtına
Hür Esir Yüz Yıllık Fırtına
275.25

Konağın zorlanan Kündekari kapısı, şimşekle parçalanacak gibiydi ki bir ses yankılandı. Adeta İsrafil'in surundan kopan bir nidaydı bu, kıyametin gazap seslerini taşıyan türden bir çağrı. Önce bir zelzeleye yordu kalabalık bu sesi, ardından kudretli bir gök gürlemesine. Ama hayır, bu ses hepsinden daha kudretli, zamanın derinlerinden kopup gelen bir yankıydı.
Mardin. Kim bilir kaç medeniyetin izini taşır, kaçının adı bilinir, kaçı unutulmuştur? Sümer, Akad, Mitani, Hitit, Asur, Babil, Pers, Makedon, Roma, Bizans, Arap, Selçuklu, Artuklu, Osmanlı... Konağın en tepesindeki avluda, tavandan yere zincirlerle sarkıtılmış, çelikten dövülmüş devasa zırha vurulan tokmağın sesi şehrin kadim hafızasını uyandırmıştı.
Bu gong, iki yüz yıldır suskun olan, eskiden sadece savaşın ölümcül tehlikesinde yankılanan o metalik çığlık, şimdi savaşı durdurmak için çalınıyordu. Ve bu çağrıyı yapan el, Leyla Hatun'un eliydi. Kadim konağın hürmetiyle titreyen halkın tanıdığı bu kudretli el, en güçlü erkeklerin bile zorlukla taşıdığı o devasa tunç tokmağı yerden kaldırıp çelik zırha beş kez vurdu. Her vuruş, bir öncekinden daha yankılı, daha dehşetliydi. İlk vuruşta atlar ürküp çifteler savurdu. İkinci vuruşta kalabalığın ellerindeki silahlar yere düştü. Üçüncü vuruşta insanlar kulaklarını elleriyle kapatıp haykırdılar. Dördüncü vuruşta dizlerinin üzerine çöktüler. Beşinci vuruşta ise panik içinde birbirlerini çiğneyerek dağıldılar, Ve Leyla Hatun, bir kez daha tokmağı kaldırdı, bu kez sesi konağın derin avlularından şehre dağılan yankıların arasına bir kelâm bırakmak içindi. “Ey azgın kalabalık! Sizlere sesleniyorum! Ne bir Serbey eşi, ne bu şehrin ve de sizin hanımınız olarak değil, birana olarak sesleniyorum. Kocası ölene dul, anası ölene yetim, babası ölene öksüz denmiştir. Ancak kelamı kibarda; Oğlu, gelini, torunu katledilmiş bir anaya verilmiş bir isim yoktur! Bugün başka bir annenin daha yüreği dağlanmayacaktır. Zira Huda'yı Dilovan, “Bize bir insanı öldürmek, bütün insanlığı öldürmek gibidir,” diye emreder.

  • Açıklama
    • Konağın zorlanan Kündekari kapısı, şimşekle parçalanacak gibiydi ki bir ses yankılandı. Adeta İsrafil'in surundan kopan bir nidaydı bu, kıyametin gazap seslerini taşıyan türden bir çağrı. Önce bir zelzeleye yordu kalabalık bu sesi, ardından kudretli bir gök gürlemesine. Ama hayır, bu ses hepsinden daha kudretli, zamanın derinlerinden kopup gelen bir yankıydı.
      Mardin. Kim bilir kaç medeniyetin izini taşır, kaçının adı bilinir, kaçı unutulmuştur? Sümer, Akad, Mitani, Hitit, Asur, Babil, Pers, Makedon, Roma, Bizans, Arap, Selçuklu, Artuklu, Osmanlı... Konağın en tepesindeki avluda, tavandan yere zincirlerle sarkıtılmış, çelikten dövülmüş devasa zırha vurulan tokmağın sesi şehrin kadim hafızasını uyandırmıştı.
      Bu gong, iki yüz yıldır suskun olan, eskiden sadece savaşın ölümcül tehlikesinde yankılanan o metalik çığlık, şimdi savaşı durdurmak için çalınıyordu. Ve bu çağrıyı yapan el, Leyla Hatun'un eliydi. Kadim konağın hürmetiyle titreyen halkın tanıdığı bu kudretli el, en güçlü erkeklerin bile zorlukla taşıdığı o devasa tunç tokmağı yerden kaldırıp çelik zırha beş kez vurdu. Her vuruş, bir öncekinden daha yankılı, daha dehşetliydi. İlk vuruşta atlar ürküp çifteler savurdu. İkinci vuruşta kalabalığın ellerindeki silahlar yere düştü. Üçüncü vuruşta insanlar kulaklarını elleriyle kapatıp haykırdılar. Dördüncü vuruşta dizlerinin üzerine çöktüler. Beşinci vuruşta ise panik içinde birbirlerini çiğneyerek dağıldılar, Ve Leyla Hatun, bir kez daha tokmağı kaldırdı, bu kez sesi konağın derin avlularından şehre dağılan yankıların arasına bir kelâm bırakmak içindi. “Ey azgın kalabalık! Sizlere sesleniyorum! Ne bir Serbey eşi, ne bu şehrin ve de sizin hanımınız olarak değil, birana olarak sesleniyorum. Kocası ölene dul, anası ölene yetim, babası ölene öksüz denmiştir. Ancak kelamı kibarda; Oğlu, gelini, torunu katledilmiş bir anaya verilmiş bir isim yoktur! Bugün başka bir annenin daha yüreği dağlanmayacaktır. Zira Huda'yı Dilovan, “Bize bir insanı öldürmek, bütün insanlığı öldürmek gibidir,” diye emreder.

      Stok Kodu
      :
      9786256043596
      Boyut
      :
      13x21
      Sayfa Sayısı
      :
      368
      Basım Yeri
      :
      İstanbul
  • Taksit Seçenekleri
    • Axess Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      275,25   
      275,25   
      2
      137,63   
      275,25   
      3
      91,75   
      275,25   
      Ziraat Bankkart
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      275,25   
      275,25   
      2
      137,63   
      275,25   
      3
      91,75   
      275,25   
      Maximum Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      275,25   
      275,25   
      2
      137,63   
      275,25   
      3
      91,75   
      275,25   
      Diğer Kartlar
      Taksit Sayısı
      Taksit tutarı
      Genel Toplam
      Tek Çekim
      275,25   
      275,25   
      2
      -   
      -   
      3
      -   
      -   
  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat